Diyabet ve İnsülin Direnci Hakkında
17 Aralik 2021
Diyabet toplum sağlığı için küresel bir tehlikedir. Uzun dönemdeki etkileri gerçekten çok fazla ve korkutucudur. Kalp hastalıkları, damar hastalıkları, görme kaybı, felç ve hatta organ kayıplarına kadar gidebilir. Hücre düzeyinde başlayarak tüm metabolizmayı negatif etkileyen kan şekeri dengesizliğine bağlı diyabet ve insülin direnci hastalıklarını fonksiyonel tıp ışığında inceledik.
Diyabet Nasıl Ortaya Çıkar?
Vücudumuz glukozu normal değer aralığında tutamazsa diyabet ortaya çıkar. Vücudumuzun 7/24 belki de en çok enerji harcadığı, uğraştığı metabolik aktivitesi kan şekerini dengede tutmaktır. Bu mükemmel çalışan bir sistemdir. Sindirim sisteminin besinleri glikoza dönüştürmesi, kan glukoz düzeyinin artması ile pankreastan insülin salınımı, insülinin hücre üzerindeki reseptörlere bağlanarak anahtar kilit şeklinde çalışması ve kan şekerini hücrelerin içine alarak kullanması etaplarının sırasıyla izlendiği mükemmel bir sistemdir.
Ancak fazla kilo, özellikle karın bölgesi yağları ve karaciğer yağı, vücudun insüline direnç göstermesine yani hücrelerin insüline gerektiği şekilde cevap vermemesine neden olur. Reseptörler, hücrelerin kilitleri bozulur. Anahtar da artık uymaz olur. Hücre içine giremeyen glukoz kan dolaşımında kalır ve tüm olumsuz süreçlerin başlamasına neden olur.
3 hücresel düşmandan biri: İnsülin direnci
İnsülin direnci, diyabet, inflamasyon, karın yağlanması, aşırı kilo, oksidatif stres, yaşam süresini kısalması; birbiriyle bağlantılı ve hücre düzeyinde başlayarak tüm metabolizmaya etkileyen süreçlerdir. Üç hücresel düşman; iltihaplanma, oksidatif stres ve insülin direncidir.
Günümüzde çok sık rastladığımız ve maalesef üzerinde durulmayan ve birçok hastalığa zemin hazırlayan önemli konulardan birisi insülin direncidir. Burada en sevindirici olan ise bu durumun tedavi edilebilir olmasıdır. Ancak pek çok faktör bir arada düşünülmeli ve çalışılmalıdır. Her zaman vurguladığımız 5 yaşam şekli bir arada ele alınmalıdır. Beslenmenin dengeli olması kademeli olarak gerçekleşmelidir. Çeşitli ve zorlayıcı diyetlerle hızlı kilo vermek yerine metabolizmayı iyileştirici, kalıcı, dengeli ve kişiye özel beslenme izlenmelidir. İnsülin direncinin takibi, gelişimi, özel takviyeler kullanımı, doğru egzersiz ile karın yağlarının azaltılması, uykuyla stresin dengelenmesi burada da çok önemlidir.
Kan Şekerini Dengeleyen Yaşam Stili
Sağlıksız bir yeme alışkanlığını değiştirmek kolay değildir. Beslenmeye sağlıklı gıdalar eklemek çok olumludur ancak aynı zamanda hücre düzeyinde hasar yaratan işlenmiş, özellikle şekerli gıdalardan uzak durmak daha önemlidir. Şekerden uzaklaşarak; sebzeler, meyveler, lifler, mikro besinler, vitamin ve minerallerden zengin beslenmeye geçmek doğru yönlendirme ile kademeli olmalıdır.
Sadece basit şekerle yapılmış yiyecekler değil şekerli ve gazlı içecekler, diğer yüksek nişastalı karbonhidratlar, meyveler, işlenmiş gıdalar da kademeli olarak beslenme alışkanlığından çıkarılmalıdır. İnflamasyon ve insülin direnci ilişkisi unutulmamalıdır. Her ikisi için de çok önemli olan başta D ve B vitaminleri ve diğer vitamin düzeyleri, Omega-3 dengesi, sağlıklı bağırsak florası, hormon dengesi, mineral ve enzim düzeyleri, yeterli sıvı alımı, iyi işleyen detoksifikasyon yolları ve daha pek çok metabolik denge faktörü, testler ve hekiminiz yönlendirmesi ile iyileştirilebilir.
Açlığı dindirmenin yolunun sadece yiyeceklerle olmadığını da aklımızdan çıkarmamamız gerekir. İnsülin direnci ile baş ederken, genetik yapımız, çevresel faktörlerimiz, beslenme ve yaşam şeklimiz kadar duygusal sistemimizi de iyileştirmeye çalışmamız elbette kalıcı iyileşmede önemlidir.
Makalemizi emojilerle desteklemeyi ve yorum yapmayı unutmayınız.
Sizin için Seçtiklerimiz:
Bitki Bazlı Beslenme Sağlıklı Olmak İçin Yeterli mi?
İnsan bilincinin yükselmeye başladığı bu dönemde, ister istemez beslenme şeklimiz de değişti. Kimi gönüllü olarak, kimi intolerans sorunlarından dolayı kimi de yeni doğan bebeği üzerinden bitki bazlı beslenmeyi yaşam biçimi haline dönüştürmeye başladı. “Besin takviyesi almak gerekiyor mu?” sorusu is
İnsan bilincinin yükselmeye başladığı bu dönemde, ister istemez beslenme şeklimiz de değişti. Kimi gönüllü olarak, kimi ...
Karbonhidrat Toleransı
Bazı insanların neden bir kilo almadan bir kilo muz yiyebildiğini merak ettiniz de, sadece bir patatese bakarak kilo aldığınızı hiç merak ettiniz mi? Belki senin genlerindir. Ama sadece "karbonhidrat intoleransı" olduğunuz için mahkum olduğunuz anlamına gelmez.
Bazı insanların neden bir kilo almadan bir kilo muz yiyebildiğini merak ettiniz de, sadece bir patatese bakarak kilo ald...
Sodyum Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Genellikle "sodyum" ve "tuz" kelimelerini birbirinin yerine kullanırız, ancak yapmamalıyız. Sodyum sadece tuzun bir bileşenidir. Tuz, %40 sodyum ve %60 klorürden oluşur. Yani bir çay kaşığı tuz (5.000 mg) yaklaşık 2.300 mg sodyum sağlar. Aldığımız tuzun yaklaşık %95'i GI kanalın
Genellikle "sodyum" ve "tuz" kelimelerini birbirinin yerine kullanırız, ancak yapmamalıyız. Sodyum s...
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yapan Sen Ol!
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yapan Sen Ol!
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yapan Sen Ol!